alisahin_37.sitemynet.com
turkeydeb.jpg

GÜNCEM'den
Albüm 1952-79
Albüm 1980-97
Albüm 1998-99
Albümler 2000-2005
Albüm 2000
Albüm 2001
Albüm 2002
Albüm 2003
Albüm 2004
Albüm 2005
@ İLETİŞİM

Albüm 1980-97


GÜNLÜKTEN SAYFALAR/ Ali ŞAHİN (*)

1980.05.02- Taşköprü Sevim Tokatlı Kız Meslek Lisesi TDE Öğretmenliği;

1992- Eskişehir AÜAÖF' nde TDE Lisans tamamlama (1992 Dışardan);

1992- Taşköprü Sevim Tokatlı Kız Meslek Lisesi Müdür Yardımcılığı (1992- 18.12.1998);

1998.02.02 Kastamonu İl Milli Eğitim Müdürlüğünde Tedviren Şube Müdürlüğü (25.08.1998);

1998.12.18- Devrekani İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü (18.12.1998- 10.01.2003)

02.05.1980 Sevim Tokatlı Kız Meslek Lisesinde göreve başlama...

28/29 Mayıs 1981 Günlerden Cuma... Saat 15.00'de okulda çay teneffüsü... 2 kişi alıyor Öğretmen odasından MG ile ikimizi... Salonda 4, merdiven başında 6, alt katta 8, kapı önünde 10 görevli oluyorlar, minübüse biniyoruz şoförle 11 kişi, 2 kişi de zanlı 13 kişi... Kestirmeden gitme yerine bugün buranın pazarı ya, çarşı içinden gezdirilerek Lise'ye çıkarılıp, Müzaffer Ergök'ü de alıyor görevliler.... Hacıman'la kelepçelenip 10-15 kiş oluyoruz Kastamonu yolcusu.... Kastamonu Et-Balık Kurumu Soğuk Hava Tesislerinde hafta sonu tatili... Tam 54 saat... Ordumuzun konuğuyuz!... Baş konuk Rıfat ILGAZ... Hababam Sınıfı romanı da gözetim altında, Lise Ders Kitabı "Sosyoloji" ile ... Kitabın adı Sosyalizmi çağrıştırdı herhalde... Ünlü fıkradır, ev aranmış tutanak tutulacak... Komutan kitap adlarını yazdırır ere... Yaz bakalım oğlum: 6. Lenin... V.İ(lyiç)i ne bilsin adam...

1984/05/14 "Kitap Toplama, Dağıtma ve Okutma Kampanyası Teşekkür Belgesi (...) "69 adet kitapla katılmanız, büyük bir memnuniyetle karşılanmıştır.// Bu kitaplardan daha da çok insan yararlanacaktır. Kampanyaya bu katkınızdan dolayı teşekkür eder, sağlık ve saadetler dilerim.// VALİ / Kamil DEMİRCİOĞLU //Kastamonu Valisi"


1992/04/15 Tarihli Meşale Gazetesi'nden: "ÖSYM'de Türkiye İkincisi Oldu/ SEVİM TOKATLI KIZ MESLEK LİSESİ GURURUMUZ//"...BAŞARIDA ÜSTÜN GAYRETLERİ GÖRÜLEN Okul Müdürü ve giyim öğretmeni Huriye Acun, Müdür Yardımcısı ve Türkçe Öğretmeni Ali Şahin ile Giyim Öğretmeni Saadet Tabaker'e Taşköprü Milli Eğitim Müdürlüğü organizasyonu ile ilçe Kaymakamı tarafından plaket verildi. (....)"

1982/11/29 Taşköprü'nün Sesi gazetesinde, "Düşünceler" köşesinde "Bir Öneri" başlıklı yazım:

"Bir Öneri

Yıllardır ilçemizin sesini duyuran, sorunlarını yansıtan gazetemizin haftada bir çıkmaya başlamasını övgü ile karşılıyor, gazetemizi yaşatanları kutluyoruz.Bir Taşköprülü olarak bundan kıvanç duyuyoruz.

İlçemizin toplumsal ve ekonomik sorunları ile güncel olaylar üzerinde dururken, eksik olan bir yanı var gibi geliyor bize.Uzmanların; Eğitimsiz hiçbir iş ve etkinlik olamaz dediği durumda, geleceğin sahibi olan çocuklarımız ve gençlerimizin KÜLTÜR ve SANAT çalışmalarına da gazetemizde yer verilmesi gerektiği kanısındayız.

Yarının yazarı, çizeri ve sanatçısı nerden ve nasıl yetişecek?Gençlerimiz bu tür etkinliklerini nerede yansıtabilecek? İşte bu düşünce ile gazetemizde onlara da bir köşe ayrılmasını, onların da duygu, düşünce ve coşkularını yansıtabilecekleri ve de bu alandaki yeteneklerini geliştirmeye yöneltici yarışmalar düzenlenmesini öneririz.

İyi niyetli çalışmalarından kuşku duymadığımız gazetemizin bu önerimizi olumlu karşılayacağını umar saygılar sunarız.

Ali ŞAHİN-Türkçe Öğretmeni"

Yazı meyvesini veriyor rahmetli Numan Amca ilçede düzenlenen yarışmalarda derece alan öğrenci yazılarını koymaya başlıyor; kendisi bu tür etkinlik düzenlemese de...

1980/05/02 Orta Öğretime geçiş. Sevim Tokatlı Kız Meslek Lisesinde göreve başlama...

1981/05/29
28/29 Mayıs 1981 Günlerden Cuma... Saat 15.00'de okulda çay teneffüsü... 2 kişi alıyor Öğretmen odasından MG ile ikimizi... Salonda 4, merdiven başında 6, alt katta 8, kapı önünde 10 görevli oluyorlar, minübüse biniyoruz şoförle 11 kişi, 2 kişi de zanlı 13 kişi... Kestirmeden gitme yerine bugün buranın pazarı ya, çarşı içinden gezdirilerek Lise'ye çıkarılıp, Müzaffer Ergök'ü de alıyor görevliler.... Hacıman'la kelepçelenip 10-15 kiş oluyoruz Kastamonu yolcusu.... Kastamonu Et-Balık Kurumu Soğuk Hava Tesislerinde hafta sonu tatili... Tam 54 saat... Ordumuzun konuğuyuz!... Baş konuk Rıfat ILGAZ... Hababam Sınıfı romanı da gözetim altında, Lise Ders Kitabı "Sosyoloji" ile ... Kitabın adı Sosyalizmi çağrıştırdı herhalde... Ünlü fıkradır, ev aranmış tutanak tutulacak... Komutan kitap adlarını yazdırır ere... Yaz bakalım oğlum: 6. Lenin... V.İ(lyiç)i ne bilsin adam...

1981/05/29 Cuma:
Yıl 1981, Mayıs´ın 28´i... Belki de 29 Mayıs*. Rıfat Ilgaz tam 70 yaşında. Cide´de sıkıyönetimce tutuklanmıştı. "... Bir er gözlerimi bağlıyordu. İşini bitirince beni ite kaka bir yere götürüyordu. 'Kaldır kollarını!' dedi. Omuzlarımdan bastırıp durdurunca. 'Aç ayaklarını!' Dediğini yaptım. İstediği ölçüde açmamış olacaktım. Postalları ile tekmeliyordu. Birazda ben çaba gösterip açmak istedim. Kollarımı istediği düzeyde kaldırmamış olacağım ki: 'Kaldır!' diye bağırdı, 'kollarını kaldır!' Tepem atmaya başlıyordu: 'Yavaş ol hemşerim!' dedim. 'Ne !' dedi, 'karşı mı geliyorsun!' Gözlerimdeki bağı sıyırdım. Gittim ranzaların birine oturdum. 'Kalk! Dikil! '..." Kırk Yıl Önce, Kırk Yıl Sonra Rıfat Ilgaz´ın 1940´larda başlayıp 1980´lere kadar süren göz altına alınma, tutuklanma, yargılanma öyküsü. "Olmaz bu kadar" diyeceksiniz. Ne yazık ki doğru...Bizi 29 Mayıs 1981 Cum agünü aldılar...

Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra Rıfat Ilgaz


***** ***** *****

Kültür Sanat: RIFAT ILGAZ´IN GÖZALTI ANILARI...

Tarih: 08.09.2005 Saat: 21:15 Gönderen: ozgurhaber/ Turgay KESER...

12 Eylül faşist cuntasının, sesiz sedasız geldiği ilçelerden biri olan Cide'de yaşayan Şair Rıfat Ilgaz'ın kapısı bir gece askerlerce çalınır. O sırada çalışma masasında Yıldız Karayel isimli romanını yazmakta olan Ilgaz, kalkıp kapıyı açınca karşısında bir yığın mavi berelinin ellerinde silahlarla dikildiğini görür.

Bu 1981 yılının 29 Mayıs gecesidir. "Rıfat Ilgaz'ın evi burası mı?" sorusundan sonra mavi bereliler hemen evin içine dalıp yalnız kitap ve gazete müsvetteleriyle dolu odalara dağılırlar. Biraz sonra keskin bir emir gelir; "Hazırlan albaya gideceğiz"
70 yaşındaki ihtiyar yazarın son gözalıtısı işte böyle başlar. Fakat o, ta 1940'lardan alışıktır ve deneyimlidir bu ani sorgusuz sualsiz gözaltılara. Onun için önce pijamalarını, üstüne kışlık elbiselerini ve montunu giyer. İhtiyar şair önünde ve arkasındaki postal sesleriyle aşağı indiğinde evin askerler tarafından sarıldığını dehşetle görecektir. Evinde kitaptan başka bir şeyi olmayan ihtiyar bir adamı gözaltına almak için neredeyse bir manga jandarma gelmiştir. İhtiyar şair, bunun basit bir gözaltı değil bir operasyon olduğunu o zaman anlayacaktır. Kendisi alınarak Cide halkına da gözdağı verilmektedir.

Baş papaz yakalandı
Götürüldüğü karakolda kendisi için söylenen "Cide'nin baş papazını yakaladık" lafları kulağına çalınır sık sık. 12 Eylül öncesinde Cide'de tek bir dikkat çekici olay yaşanmamış, kimsenin bir olaydan ötürü burnu bile kanamamıştır. Bir er gelip şairin gözlerini bağlar sonra hiç yaşına başına bakmadan onu ite kaka bir koğuşa sürükler. Kollarını kaldır, ayaklarını aç emirleri çınlar ortalıkta, bunları istenildiği gibi beceremeyen Ilgaz'ı, genç er azarlar ve ayaklarını tekmeler. Fakat ayakta duramayacağını anlayan Ilgaz, gözündeki bağcığı sıyırır ve gidip bir yatağa oturur. Ere de "İstediğini yap ama beni buradan kaldıramazsın" der. Bunun üzerine er gidip onbaşıyı çağırır, onbaşı; "Kalk, herkes gibi sen de dikil" diye buyurur. Ancak Ilgaz inatla yaşından dolayı ayakta duramayacağını söyler, böylece onbaşı da geldiği gibi gider. Çok sonra yan koğuşlardan bir genç kızın sorgusunu duyar Ilgaz; komutan sormaktadır, "Rıfat Ilgaz'ın kitaplarını kim verdi sana. Kimden aldın?" Cevap komutanın aptallığını yüzüne vurur gibidir, "Kitapçılardan" Böylece Ilgaz 12 Eylül faşist cuntasının hiçbir "suçu" olmadığı halde hem kendisini hem de kitaplarını yargıladığını anlar. Kitapları hatta Hababam Sınıfı bile yargılanmaktadır.

"Yaz, sosyalist"
Gece yarısı yeniden postal sesleri, silah takırtıları arasında bir er, gözleri bağlı Ilgaz'ı dürter,"Yürü gidiyoruz". Böylece Cide'den Kastamonu mezbahalarına doğru yolculuk başlar. Gözleri bağlı olsa da Ilgaz çevresini bağcığın altıdan az çok görebilmektedir. Bahçede hava albayı, sağ yanında belediye başkanı, sol yanında bir ağa... Ilgaz bir uzatmalı çavuşla arabaya bindirilir. Omzu üzerinden geride kalan ağalara, beylere bir göz atar. Hepsi de "Bayram namazından çıkmış kadar keyifliydiler. Ya da bir düğün şölenindelermiş gibi... Ağızları kulaklarında." Onlar gözaltına alınanların Cide'ye yol ve liman istediğini biliyorladı. Ve bütün bunlar onların çıkarına dokunuyordu. Rıfat Ilgaz başta olmak üzere Cide aydınları ilçenin gelişmesi için yol ve liman istmekteydiler. Buna karşı çıkan ağalar tutuklulara bakarken işte bu yüzden utku içinde şişinmekteydiler. Ilgaz ve yanındakileri Kastomanu'ya sorguya götürülür. Sonra da o günlerde kullanılmayan Et Balık Krumu'nun mezbahalarında konaklama yapılır. Böylece çengellere hayvanlardan önce insanlar asılır. Burada da sorular yinelenir, "Adın, soyadın, babanın adı, doğduğun yer." Ilgaz'ın cevabından sonra yine sorar, "Suçun?" Ilgaz şaşırır. "Bunu sizin bilmeniz lazım" der ben nereden bileyim, "Olmaz bir şey yazmam lazım" der katip. Bunun üzerine biraz düşünen Ilgaz o günlerin en korkutucu suçunu söyler; "Yaz. Sosyalist"

Mezbahada dostluk
Sonra yine emirler "Kaldır kollarını. Aç ayaklarını" Yaşlı yazar her seferinde büyük bir çaba ve hüzünle istenilenleri yapar. Ardından Kastomonu mezbahasına tıkarlar hepsini. Orada ihtiyar yazar oturacak olur, bir ses gelir "Yasak" Ilgazla gelen tutukluların diğer bir özelliği de, hepsinin beylere ağalara karşı halkı tutan, adil, dürüst memur ve aydınlar olmasıdır. Yanı sıra köylüler ve öğrenciler ve işçiler de vardır. Bir er, oturmasına izin verilmeyen ihtiyar yazarın yanına gelir, "Amca benim nöbetimde oturabilirsin. Gözlerini de aç istersen" der. Sonra inanamaz bir bakışla Ilgaz'ı süzerek "Amca senin yazar olduğunu söylüyorlar doğru mu" diye sorar. Sonra ekler, "Aklım ermiyor. Bu kadar kitabın var da, seni neden getirdiler?" Er Samsunlu Azem'dir Ilgaz'la dost olur.

Ve özgürlük
Sonunda Ilgaz sorguya alınır, böylece neden suçlandığını da anlamış olur. "Anlat" der bu sefer albay, "Moskova'ya gittiğini, TKP'li olduğunu" Cide halkının gözleri önünden asılmaya götürülür gibi, gözleri bağlı olarak geçirilen Ilgaz "İstanbul'da I. Şube'deki dosyalarda benimle ilgili yeterince bilgi var sanırım. Nerelere, niçin gittiğim, ne yaptığım. Hangi kitaptan tutuklandığım. Bunların hesabını verdim ben. Çok aflar çıktı suçlarımın üzerinden" diyerek albayı cevaplar. Sonraki soru Cide'ye niçin geldin sorusudur. "Kendi memleketim, niçin gelmeyeyim" der Ilgaz. Ömrünün son yıllarını memleketi Cide'de geçirmek istemiştir yazar. Burada birkaç roman yazmak, mizah öyküleri yazmak ve şiir düşünebilmek istemiştir. Sorgudan sonra Ilgaz Kastomanu mezbahasından alınarak bir senatoryuma götürülür ve orada iki aylık bir tedavi geçirir. Gözaltı, omuzlarında G3'lerle başında bekleyen erlerle, hastanede sürer. Sonra serbest bırakılır yazar. Böylece 70 yaşındaki yaşlı bir yazarın gözalıtna alınma utancı da son bulmuş olur. Romanını yeniden yazmaya döner ama, "Üzerinden çok şeyler, jipler, cemseler, sorgular, cezaevleri, hastaneler, mavi bereliler" geçmiştir şimdi. Rıfat Ilgaz anılarını yazarken öylesine bir iyimserlik ve alçakgönüllülükle anlatır ki olayları, katlandığı eziyetler, hakaretler bir başkasına yapılsa, yaşlı bir adama yapılan bu muamaleye utanmıyorlar, dedirtecektir belki de ona.

www.evrensel.net

***** ***** *****

1981/06/01 Taşköprü'nün Sesi Gazetesi'nde, "Sevim Tokatlı Kız Meslek Lisesi'nin Atatürk Gecesi"


anasayfaya dön

anasiteye dön